16.6.12

Applauding the Kids

House Hotel Galatasaray, Istanbul

    

I'm off to attend a very important and exclusive event... my five year-old (excuse me, five and a half) niece's end of school performance. I sometimes hear people criticize how parents these days applaud their kids all the time and tell them they are great even when they are clearly...well.... not. Yes, parenting methods and approaches keep changing as each generation learns from the mistakes of the previous ones.

My grandmother's motto was modesty. So my sis and I got a watered-down version of the same motto growing up. As we painfully learned however, too much modesty can clip one's wings while arrogance, whether earned or not, flies off to the top.

The challenge is to keep that fine line between confidence and arrogance. I believe in encouraging kids to try a different thing every day of the week. Tennis? Violin? Drawing? Everything. And to assure them that they don't have to be great at it all. They are already being great by giving it a try with their all. This way, their growing self-assurance and instinct will naturally show them where they really shine in.

I'm no expert. All I know is my niece, with all the pats in her back, inspires me with her confidence and enthusiasm. So I will be at her performance, giving her a standing ovation.

Çok mühim ve özel bir event'e gitmek üzereyim... beş yaşındaki (çok pardon beş buçuk) yiğenimin okul sonu gösterisi. Bazen insanları yeni ebeveynlerin çocuklarının her yaptığı şeyi, çok abuk bile olsalar,  alkışlayıp ne kadar harika olduklarını söylemelerini eleştirmeleriyle yakalıyorum. Evet, çocuk yetiştirme metodları ve yaklaşımları,  bir önceki kuşağın hatalarını tekrarlamamak adına sürekli değişip duruyor.

Anneannemin parolası alçakgönüllülüktü. Tabii ablam ve ben de bunun hafif sulandırılmış versiyonuyla yetiştik. Ama eziyetli bir şekilde öğrendik ki, çok fazla alçakgönüllü olmak insanın kanatlarını kırpabiliyor... kibir, hakedilmiş veya edilmemiş olsun, yükseklere uçup giderken.

İşte asıl zor olan kendini beğenmişlikle öz güven arasındaki çizgiyi ayırabilmek. Ben çocukların, her haftanın her günü de olsa, istedikleri herşeyi denemesinden yanayım. Tenis? Keman? Resim? Herşey. Ve onlara herşeyde mükemmel olmak zorunda olmadıklarını hatırlatmalıyız. Çünkü tüm benlikleriyle denemiş olmaları bile zaten mükemmel. Bu şekilde, git gide karakterlerine yerleşen öz güven ve içgüdüyle, zaten onlar gerçekten parlayacakları alanı seçeceklerdir.

Ben uzman falan değilim. Tek bildiğim, tüm aferinleriyle, yiğenimin güveni ve şevkiyle bana ilham veriyor olduğu. O yüzden bugün gururla kendisini ayakta alkışlayacağım.  


* 1) Photo via Garance Dore 2) Photo via Dustjacket Attic 3) Photo via Katie Armour 

No comments:

Post a Comment