19.6.12

The Butterfly Chair






The first time I truly appreciated the Butterfly Chair was at the Bauhaus 1919-1933: Workshop and Modernity exhibit at MOMA three years ago. My eyes were drawn to it immediately, as I pictured myself lounging on it on a patio of a house in Africa, after having returned from a safari, with a glass of wine in hand, while a gramophone plays Hoagy Carmichael songs in the background. Oh, if only imagining it could make it come true, right?

Since then I developed a bit of an obsession with this chair. I especially love not having it as a pair, but keeping as a one piece item in a room... Like a wise, old house guest full of stories to tell. I love its masculine simplicity while maintaing an innovative complexity in its design, which gives it a unique charisma. As the graphic designer Paul Rand said as playfully as his designs, "Design is simple. That is why it's so complicated."

Bu Kelebek Sandalye'yi ilk kez MOMA'daki Bauhaus 1919-1933: Workshop and Modernity sergisinde hakkıyla takdir etmiştim. Gözlerim onca şey arasında hemen onu farketmişti. Kendimi Afrika'da bir evin verandasında, safariden yeni dönmüş, elimde şarap bu sandalyede oturup gramofondan Hoagy Carmichael şarkıları dinlerken hayal edivermiştim. Ah, gözümüzü kapattığımızda hayallerimiz gerçek olabilse bir de, değil mi?

O zamandan beri bu sandalyeye karşı hafif bir saplantı geliştirdim. Özellikle de çift olarak değil de, odanın bir köşesinde tek bir parça olarak tutulması hoşuma gidiyor. Hikayeler anlatan yaşlı, bilgin bir ev misafiri gibi. Güçlü ve yaratıcı tasarımıyla hala erkeksi bir sadeliği koruyabilmesi ayrı bir karizma katıyor. Grafik tasarımcısı 
Paul Rand'in, tasarımları kadar şakacı bir şekilde ortaya koyduğu gibi, ''Tasarım basit. İşte o yüzden çok komplike.''


* 1) Photo via Jacklyn Paige 2) Photo via From Paris to London 3) Photo via Design Manifest 4.5) Photos via The City Sage

No comments:

Post a Comment